İlk fotoğraftaki atkıların hiçbiri lisanslı değil. Modelleri hoşuma gittiği için aldım. Tamamı tek kat. 2. fotoğraftaki ilk 2 atkı da her hangi bir gruba ait değil. Bir arkadaşım kendisi tasarlamıştı, ondan almıştım. Kartal Sözlük ise adından da anlaşılacağı gibi Beşiktaşlı sözlük oluşumunun güzel atkısı.
Kara Kartallar Beşiktaş atkısı Ada'dan geldi. Aynısından 1 adet daha var elimde. Ama bu grubun atkılarını çok fazla seviyorum. (90'lar) Çift kat ve yün.
Çarşı atkısı da A'nın değişmediği günlerden kalma. Eski çift kat atkıların gözdelerinden benim için. Diğer tarafında da Beşiktaş yazıyor.
Ara verince uzunca yazmak, toparlamak zor oluyor. Kısa zamanda hız kazanırım umarım:)
Heracles dışında, aşina olmadığımız kulüp atkılarında sıra bu sefer. Atkıların tamamı yün ve çift kat. Koleksiyonun güzel taraflarından biri, sadece istediğiniz, aradığınız atkıyı bulunca elde edilen hazla sınırlı değil. Dünya'nın bambaşka bir yerinde bilmediğiniz ya da varlığını bildiğiniz kulüp hakkında ilginç bilgilere ulaşmak çok keyif verici. Özellikle alt liglerde olan kulüplerle ilgili güzel detaylar çıkabiliyor. Bu atkı grubu da biraz öyle.
İlk sıradaki atkı EFC'58 Ermelo, adını kasabasından alan bir spor kulübü (Hollanda). Hakkındaki bilgiler Felemenkçe olunca zorlandım açıkcası. Ermelo'nun bünyesinde çeşitli yaş grupları var. Çocuklar, yetişkinler, hatta orta yaşlılar:) Her birinin ayrı futbol takımı var. Kadınların da 2 grubu var. Avrupa'daki bu tür kulüpleri çok takdir ediyorum. Spor kültürlerinin bizlerden fersah fersah gelişmiş olduğunun kanıtı. Çocuklar sadece bir kulübe gidip, ilgi alanlarındaki spor dalı ile çalışma halinde değiller. Tüm yaş grupları arasında bir iletişim var. Çeşitli organizasyonlar ile birliktelik halindeler. Ve spor harici konularda da bir şeyler yaparak, özellikle gelişme çağındaki çocukları olumlu manada motive ediyorlar.
Mesela Ermelo kulübü, otizmli gençler ve çocuklar için bir futbol eğitimi projesine el atmış. Pilot bir takım kurup, bunu önümüzdeki yıllara da yayma derdindeler. Yine bambaşka konuda ilginç bir uygulamaları var. Kulüp, kasaba halkından atık yağlarını istiyor. Kulüpte toplanan bu yağlar, anlaşmalı firmaya gönderiliyor. Firma, bunun karşılığında kulübe belli bir ücret ödüyor. Kasaba halkının kullanmış olduğu ve artık işine yaramayacağı atık yağ, hem geri dönüşüme gidiyor, hem de kulübe finansal destek oluyor.
İkinci sıradaki atkı: TSVV Merlijn. Tilburg'da okuyan üniversite öğrencilerinin futbol oynadığı bir dernek. Dernek sadece öğrencilere ve yeni mezun olmuş öğrencilere açık. Geçtiğimiz sezon, iki takımları Hollanda Amatör Ligi'nin 4 ve 5. gruplarında yer almış. Merlijn'de de aynı Ermelo'daki gibi kadın takımları var.
1968 yılında kurulan dernek, Merlijn ismini Kral Arthur efsanesinde yer alan ve kralı korumakla yükümlü olan büyücüden alıyor ve derneğin logosunu baykuş ve siyah-beyaz kalkan oluşturuyor.
Ruh amatör olunca, şampiyonluk böyle kutlanır.
Başlığın bilineni Heracles Almelo:) Hollanda 1. Ligi'nde mücadele eden takımın kuruluş yılı 1903. O yüzden saygılar, hürmetler. Kulüp, adını tanrıların kralı olan Zeus'un oğlu Heracles'ten almış ve ülkenin en eski futbol kulüplerinden biri. Ayrıca Hollanda'da ilk siyahi oyuncuyu oynatan kulüplermiş.
Tribünde etkin 2 grupları var: BiancoNero ve Hart voor Heracles (Heart for Heracles) Hem sonrasında tekrar bir Almelo atkısı gelir diye, hem de eldeki atkı grup atkısı olmadığı için Almelo hakkındaki bilgileri kısa geçiyorum.
Son atkı VV Maarssen. Ne yazık ki arzu ettiğim bilgileri bulamadım. Ermelo benzeri bir kulüp. Sponsor desteği ile hareket ediyor. 1927 yılında kurulmuş. Fakat şu videoyu izleyince sempati duymamak mümkün değil.
"Almanlıktan aldığım tadı hiçbir şeyden
alamadım." diyerek Beşiktaşlı Umut Sarıkaya'ya selamla girişi
yapalım.
Bu sefer ki atkıların tamamı kulüp atkısı.
Frankfurt harici hepsi çift kat ve yün atkılar. İlk iki sıradaki Werder Bremen
ve Borussia Mönchengladbach atkıları lisanslı. TD'den tanıdığım sevgili Süha
abi ( goekmavi), ricamı kırmayarak benim için
getirdi. Buradan tekrar teşekkür ederim kendisine. Werder atkısını beklerken,
arkadaşlarım "nasıl ya, ne alaka" diyorlardı. Görünce büyük bir kısmı
beğendi. Beğenilmeyecek gibi de değil bana kalırsa. Çok sade ve şık bir atkı.
2. fotoğraftaki atkı, ilk fotodaki You'll yazan atkının arkası. 3. sıradaki
atkıyı ne zaman, nasıl almıştım anımsamıyorum açıkçası. Son atkı Frankfurt ise,
benim için harika bir parça. Yün, fakat çift kat değil. Arkasının modeli için
şunu söyleyebilirim: Çevrilmiş bir yün kazağı hayal edin:) Bu modelin ne
zamanlar kullanıldığını düşününce, atkının yaşı en az 25 diyebiliyorum.
Başlığın özel ilgisi ise Eintracht Frankfurt’a.
Atkıların tamamı kulüp atkısı olduğu için bu sefer tribünler yerine kulüpten
bahsedelim. Armadan, renklerden vs.Frankfurt şehrinin 13. yy’dan bu yana arması
olan tek başlı kartal, kulüp armasıdır aynı zamanda. Siyah ve beyaz renkleri
kullanan takımın arması, 1980 yılına kadar yavaş yavaş değişti. 100. yıllarında
(1999) kulüp, daha geleneksel bir Kartal armasının kullanılmasına karar verdi.
2006’dan beri şehrin maskotu olacak olan Altın Kartal’da karar kılındı. Altın
Kartal, aynı zamanda Frankfurt’a yakın bir kasaba olan Hanau’daki hayvanat
bahçesinin en çok ilgi çeken ve sevilen ziyaretçisiymiş.
Kurucu
kulüpler, Frankfurter FC Viktoria ve Frankfurter FC Kickers’in renkleri olan
siyah, beyaz ve kırmızı Eintracht Frankfurt’un da renkleri olmuş. Önce
kırmızı-beyaz, ardından siyah-beyazı kullanılmışlar. Kırmızı-Beyaz, şehrin
armasını, Siyah-Beyaz da Alman İmparatorluğu’nun (Prusya) renklerini
simgeliyor. Kulüpler birleştiğinde 3 rengin de kullanılmasında karar kılmışlar.
Yerel rakipleri Kickers Offenbach ile oynayana kadar kırmızı-beyazı tercih
ederken, sonrasında siyah-kırmızı ya da siyah-beyazı tercih etmişler.
Kulüp,
armalarının da etkisiyle Kartallar (Die Adler) ismi ile anılan Frankfurt'un
diğer anıldığı isim de SGE. SGE, kulübün ilk resmi adı olan Sportgemeinde Eintracht isminden geliyor. Anlamı da spor topluluğu gibi bir şeymiş:) İngilizler de United, bizde
Gençlerbirliği gibi bir nevi.
Vedayı
da çok sevdiğim videolardan biriyle yapalım. Zıpla, zıpla; zıplamayan
Offenbachlı
Koleksiyonun Beşiktaş harici, severek topladığım kulüplerden biri Juventus. Her bir atkısını hem beğenerek aldım, hem de her seferinde yeni bir şey öğrenmeme vesile oldular.
Bu sefer ki atkıların 2 tanesi tribün gruplarına ait, 2 tanesi de lisanslı ürün. İlk fotodaki atkıların tamamı yazlık atkı. Viking ve Area, grup atkıları. Her iki grup hakkında bilgiyi şuradavermiştik. Viking atkısının akasında, bulundukları tribüne ithafen Cuore Della Nord (Kuzeyin Kalbi), Area atkısının arkasında da La Nostra Fede e Piu Forte Della Morte (İnancımız Ölümden Daha Güçlüdür) yazıyor. İlk fotonun sonuncu atkısı da sevdiğim Beşiktaşlı arkadaşım Ümit'in hediyesi. Kulübün lisanslı ürünü.
3. fotoğraftaki atkılar yün. İlk atkı da Ümit'in hediyesi. Lisanslı ürün o da. Bar model. İkinci atkı da benim özel ilgimin olduğu gruptan. İtalyanlar'a has bir model. Özellikle 80'lerde sıkça yapılmış. Hatta Beşiktaş tribünlerinin eskiye ait fotoğraflarında benzer atkılardan görmek mümkün. Hem İtalyan modellerini, hem de Beşiktaş modellerini. Şurada 2 tane var, Beşiktaş olanından. Gözbebeği konumundalar elbette.
Ve sonuncu atkı. Den Haag-Juventus dostluk atkısı. Açıkcası haberim yoktu bundan. Meğerse çok eskiye dayanan köklü bir ilişkileri varmış.
Juventus ve Den Haag dostluğundan bahsederken, Legia Varşova'yı
da unutmamak lazım. Dostluk, bu 3 kulüp taraftarları arasında. Konuyla ilgili
araştırma yaparken, pek istediklerimi bulamadım önce. Sağolsun dayımyardımcı
oldu.
Dostluğun temelinde Den Haag var. Den Haag'ın Varşova ile
ilişkileri iyi. Aynı şekilde Juventus ile de. Sonrasında Juve ve Legia'nın da ilişkisi
başlıyor. Önce Den Haag-Juve dostluğunda kısaca bahsedelim.
Juve ile Den Haag arasındaki ilk temas 1991 yılında başlamış.
Juve'nin tribün grupları, uluslararası taraftarlar turnuvasına katılmış Zuiderpark'ta.
Den Haag'ın tribün grubu North Side ile Vikingler arasında arkadaşlık başlamış.
Bu arkadaşlığa N.A.B'den de elemanlar katılmış. N.A.B., Juve'nin 80'lerdeki
sağlam gruplarından. Ertesi sene de North Side, İtalya'ya gitmiş ve
Juventus-Torino maçında Juve'ye destek vermişler.
Bir sonraki taraftarlar turnuvasında da ilişkiler ve dostluk iyice güçlenmiş. (1992)
O sene ki turnuvada N.A.B.'in etkin kişilerinden biri (Fabio),
Legia'nın üyelerinden oldukça etkilenmiş. Ve bu vesile ile de Legia tribünü ile
yakınlaşma başlamış. Vikingler'den ayrılarak kurulan Noi Soli de Legialı'lar
ile ilişkileri iyice üst seyiyeye ulaştırmış.
Ülkemizdeki kardeş tribün hikayelerine bakınca, adamların
yapmış olduğu olağanüstü. Internetin olmadığı bir dönemde düzenlenen
"Uluslararası Taraftar Turnuvaları" takdire şayan. Böylesi
organizasyonlarda bu tür yakınlaşmaların olması da normal tabi. Turnuvada
başlayan dostluklar, sonrasında da sistemli ve güzel şekilde devam etmiş.
Birbirlerinin fikstürünü takip etme ve yerine göre destek verme.
Birbirleri için tonla maça gitmişler. Öyle birkaç tane
değil. Alttaki foto Legia'nın Pogon ile mücadelesinden.
Videoda da üçlü ile ilgili hoş kareler var. 1.17'ye dikkat bu arada. Dünyanın en çirkin atkılarından biri var orada:)
Lisanslı Beşiktaş atkıları grubunun en güzellerinden. İlk atkı takas sonucu geldi. Tasarımın sadeliğine bayıldım. Blogun adına uygun ayrıca:) Tek kat ürün.
Diğer 2 atkının siyah olanını abim, beyaz olanınıkardeşimaldı. Kış boyunca bu iki atkıyı kullandım. Siyah olan, günlük yaşamda kullanmak için çok uygun. Beyaz da "bar" modele olan hastalığımızın güzel parçası zaten. Defalarca dillendirdim, bir kere daha olsun. Atkı budur benim için. Her iki atkıdaki minik boydaki arma ise en güzeli. Abartılı boyutlarda değil. Şık olan atkıyı daha da güzelleştiriyor.
Bu arada blogu epey boşlamışım. Şu atkıları koyunca daha fazla farkettim. Koca kış taktığım atkıları daha yeni ekliyorum.
Bu güzellik de benim tatlı sıpam. Atkı takmayı hiç sevmiyor. Fakat beraber dışarı çıkıyorsak, sırf benim boynumda atkı var diye o da takmak istiyor:)
Uzun zamandır beni en çok etkileyen, heyecan duyduran atkıların günü
bugün. Paok Gate 4 35. yıl ve Paok Brüksel atkıları. Atkıları aldıktan
sonra, bir süredir Paok tribünlerini kovalayan Özgür'den atkılar için bir yazı yazmasını rica ettim. Sağolsun o da beni kırmadı. Sözü bilene bırakalım:
" SF G4 35.yıl atkısı,
.klubün geçen sonbahar çıkarttığı (tahminen kasım ayıydı) bir atkı. Fan clubla ilgili daha önce yazmıştım.
S.F.(Syndesmos Filon) Gate 4, 1976 yılında kurulmuş. Büyük patron Manavis'in liderliğiyle,
neredeyse herkesin Gate 4 tribünü=SF Gate4 haline geldiği bir fan club. Gate 4,
tribünün bildiğim kadarıyla üçüncü taraftar grubu. Ondan önce 1963 Neapoli ve
1973 Kordelio var (benim bildiğim). Selanik merkezde yer alan tek fan club. Sadece
PAOK için değil, diğer takımlar içinde geçerli bu aynı zamanda. 35 yıldır da
aynı yerdeyiz .Atkının tasarımını kimin yaptığını bilmiyorum; ama tasarımdan
çok üretimde bir sorun olduğunu düşünüyorum.(Atkıyı pek beğenmedim) SF Gate 4 (thyra 4) politik olarak
herhangi bir sınıflamaya dahil değil. Ama daha çok sol eğilimli üyesi var. Partizan
Grobari'den "40+"ya yakınlar. "40 +" da Partizan
tribünlerinde yer alan, 40 yaşını aşmış eski kafa elemanların kurduğu bir tayfa.
Atkıda kulübün geleneksel turuncu renginin kullanılmamış olması bana göre
handikap. Sanırım politik bir etki bırakmamak. Ama yine de tribünün herhangi bir
politik renge hizmet etmeksizin direnişini, Selanik ve PAOK'un direnişini
simgeleyen, sağ yumruğu kaldıran taraftar simgesini atkıya eklemişler. Açıkçası
35. yıl için daha güzel bir atkı beklerdim
Geçelim Nikos'un yaptığı Gate 4 Brussels atkısına. Hemen
hemen 35. yıl atkısı ile aynı dönemde çıkan bu atkı, bana göre 35.yıl atkısının
havasını baya bir söndürdü. Brüksel, 2001 yılından beri Gate 4 bayrağını Avrupa'da
sallandırıyor ve bu işi gayet iyi yapıyor. Bu grubun ikinci atkısı. İlkini
benim blogta görürsün.
O da çok başarılı bir atkı. O İngilizce'ydi, bunu Yunanca
hazırlamışlar. Ben ikisine de hastayım:). Nikos, Brüksel'de doğmuş,
büyümüş. Yaklaşık
1996'dan beri PAOK için yolculuklar yapan, hayatını PAOK'a adamış bir
dostumuz. Gate 4 üyeliğiyle başlayan yolculuğu, onu 2001'de Gate 4'ün
Brüksel şubesini açmaya
kadar götürmüş. Herkesin sevdiği ve önemsediği, bu sebeple de Gate 4
ismini
taşıma hakkı verilen sayılı kişilerden biri. Grup, genelde Avrupa kupası
maçları
ve derbilere iştirak ediyor. Belçika'da ziyaret ettiğim kulüp,
Anderlecht
mahallesinde yer alıyor. Oradaki Belçikalı'lar ve yabancılarla da çok
iyi uyum
sağlamışlar. Grubun 80 civarında üyesi var ve aralarında Belçikalı'lar
dahi
var. Onlar da PAOK maçları için grupla deplasman yapıyorlar. Yeni aldığım haberler ile Brüksel'de işlerin iyi
gitmediğini ve Nikos'un gruptan ayrıldığını öğrendim. Nikos olmadan kulübün
yaşamasının zor olduğunu çok iyi biliyorum. Orda dönen dolapların da gerçekten
büyük bir utanç olduğuna son 2 aydır şahit oldum ve üzüldüm.
Yapılacak toplantı sonunda Gate 4 merkez desteğini çekebilir
ve ismi de geri alabilir (ki gereken budur). Bu da Gate 4 Brüksel'in tarih
olması anlamına gelir. Ki benim nazarımda Nikos'un ayrılmasıyla tarih olmuştur.
O bayrak böyle sallanacağına hiç sallanmasın daha iyi.
Atkıya gelince... Bir tarafında Thyra 4 Bryxellon, diğer
tarafında PAOK, Thriskeia, Trimokratia (PAOK, din, terörizm) yazmaktadır. Slogan,
PAOK taraftarının kulübü nasıl görmesi gerektiğini ve maçlarda nasıl olması
gerektiğini belirtiyor. Büyük ihtimalle sloganda yıllar önce olaylı bir maçtan
sonra bir gazetenin attığı teröristler başlığının etkisi var. Ama Nikos'un
verdiği cevap "nasıl olması gerektiğine dair bir gönderme" oldu. Yani
onun kafasında fikir buymuş. Ama slogan zaten daha önceden var olan bir slogan.
Bence çok başarılı bir atkı. Maalesef ki artık bu tarz atkıları Brüksel'den
bekleyemeyeceğiz gibi görünüyor."
Atkılar ile ilgili
birinci ağızdan bilgi alınca çok keyifli oluyor. Özgür'ün paylaştıkları
ile sadece atkı değil, tribün hakkında da birkaç şey öğrendik, sağolsun.
Her 2 atkı da çift kat
ve yün. Her ne kadar Özgür 35. yıl atkısını beğenmemiş olsa da, bana
göre oldukça hoş bir atkı. Sade ve renkler yeter:) Brüksel de çok
başarılı. Mevcut slogan ile yeri başka zaten.
En alt fotoğraftaki atkılar tek kat. Lisanslı değiller. Diğerleri o kadar güzel ki, bunlar için ne desem bilemedim:)
Rosenborg'u sevebilirdim; geçmişte tatsız bir hikaye barındırmasaydı. Çocukluğumun en trajik maçlarından biri. Şu yaşa geldim, hala aklıma geldiğinde, düşündüğümde rahatsız oluyorum.
Deplasmanda alınan 3-0'lık mağlubiyet sonrası dezavantajlı skora rağmen, rövanş gününe kadar tek bir dakika bile olumsuz düşünmemiştim. Düşünmemişti kimse. Herkes çok emindi, geçecektik biz bu turu.
Maçın hemen başlarında Kuntz ile öne geçmiştik. O zamandan belli işte, Alman kumaşı uyuyor bize. Sonrasında yüklenmeye devam etmiştik. Johnsen'in vuruşunda içeriden çevirilen golümüzü, çizgiyi geçmediği gerekçesiyle vermemişti Fransız hakem. Akabinde Norveçliler golü bulmuş, bizi hüznün dibine itmişti. Sonrasında ne kadar abluka altına alsak da, arzuladığımız dakikalarda gol gelmemişti. Maçın sonlarına doğru Kuntz ve Şifo Mehmet ile golleri bulmuştuk; ama yetmemişti. Ayrıca skor 1-1 iken, ceza sahası içerisinde elle oynanan bir pozisyona da devam çalmıştı hakem. Şu an bile içimi yakıyor düşündükçe.
Bizim kuşağın en kahrolduğu maçların başında geliyor Rosenborg. Çocukluğumuzun derin izlerinden. Benim yaş grubumun büyük bir kısmı, uzunca bir dönem Avrupa maçlarında Rosenborg ile eşleşmek istedi. Hala gönlümüzün bir yerinde soğuk bir intikam saklı:)
FourFourTwo, geçtiğimiz ay Ronny Johnsen ile kısa bir röportaj yapmıştı. O maça dair şunları söylemiş: "İkinci yarıda benim bir vuruşumda top çizgiyi geçmişti; ama hakem golü vermedi. Topu çıkaran da çok yakın arkadaşım Eric Hoftun'du. Maçtan sonra yanıma gelip, gülerek "Dostum, top çizgiyi gerçekten de geçmişti; ama bunu hakeme söyleyemezdim" demişti. " Herif, bir de pişkin pişkin gülerek söylemiş bunu. Videoda da paso sırıtıyor zaten.
Atkıların 2.sıradaki hariç tamamı çift kat. İlk sıradaki klasik bar atkı. 2. sıradaki tek kat. 3. sıradaki atkı çift kat ve yün "Stolt Fortid Stor Fremtid" yazıyor. Gururlu geçmiş, harika gelecek gibi bir anlamı var. Sen, onu gel benim külahıma anlat diyorum ben de:) Alttaki atkı da 2007'de şampiyonlar liginde Schalke ile karşılaştıkları maçlara istinaden maç atkısı. İçerde 0-2, dışarıda 3-1 mağlup oldu bu maçlarda Rosenborg.
Kim koyarsa, koysun. Rosenborg'a koyandan Kartal razı olsun.