2 Haziran 2012 Cumartesi

Gate 4 35. Yıl, Gate 4 Brüksel ve Paok Atkıları


Uzun zamandır beni en çok etkileyen, heyecan duyduran atkıların günü bugün. Paok Gate 4 35. yıl ve Paok Brüksel atkıları. Atkıları aldıktan sonra, bir süredir Paok tribünlerini kovalayan Özgür'den atkılar için bir yazı yazmasını rica ettim. Sağolsun o da beni kırmadı. Sözü bilene bırakalım:

" SF G4 35.yıl atkısı, .klubün geçen sonbahar çıkarttığı (tahminen kasım ayıydı)  bir atkı. Fan clubla ilgili daha önce yazmıştım. S.F.(Syndesmos Filon) Gate 4, 1976 yılında kurulmuş. Büyük patron Manavis'in liderliğiyle, neredeyse herkesin Gate 4 tribünü=SF Gate4 haline geldiği bir fan club. Gate 4, tribünün bildiğim kadarıyla üçüncü taraftar grubu. Ondan önce 1963 Neapoli ve 1973 Kordelio var (benim bildiğim). Selanik merkezde yer alan tek fan club. Sadece PAOK için değil, diğer takımlar içinde geçerli bu aynı zamanda. 35 yıldır da aynı yerdeyiz .Atkının tasarımını kimin yaptığını bilmiyorum; ama tasarımdan çok üretimde bir sorun olduğunu düşünüyorum.(Atkıyı pek beğenmedim) SF Gate 4 (thyra 4) politik olarak herhangi bir sınıflamaya dahil değil. Ama daha çok sol eğilimli üyesi var. Partizan Grobari'den "40+"ya yakınlar. "40 +" da Partizan tribünlerinde yer alan, 40 yaşını aşmış eski kafa elemanların kurduğu bir tayfa. Atkıda kulübün geleneksel turuncu renginin kullanılmamış olması bana göre handikap. Sanırım politik bir etki bırakmamak. Ama yine de tribünün herhangi bir politik renge hizmet etmeksizin direnişini, Selanik ve PAOK'un direnişini simgeleyen, sağ yumruğu kaldıran taraftar simgesini atkıya eklemişler. Açıkçası 35. yıl için daha güzel bir atkı beklerdim

Geçelim Nikos'un yaptığı Gate 4 Brussels atkısına. Hemen hemen 35. yıl atkısı ile aynı dönemde çıkan bu atkı, bana göre 35.yıl atkısının havasını baya bir söndürdü. Brüksel, 2001 yılından beri Gate 4 bayrağını Avrupa'da sallandırıyor ve bu işi gayet iyi yapıyor. Bu grubun ikinci atkısı. İlkini benim blogta görürsün. O da çok başarılı bir atkı. O İngilizce'ydi, bunu Yunanca hazırlamışlar. Ben ikisine de hastayım:). Nikos, Brüksel'de doğmuş, büyümüş. Yaklaşık 1996'dan beri PAOK için yolculuklar yapan, hayatını PAOK'a adamış bir dostumuz. Gate 4 üyeliğiyle başlayan yolculuğu, onu 2001'de Gate 4'ün Brüksel şubesini açmaya kadar götürmüş. Herkesin sevdiği ve önemsediği, bu sebeple de Gate 4 ismini taşıma hakkı verilen sayılı kişilerden biri. Grup, genelde Avrupa kupası maçları ve derbilere iştirak ediyor. Belçika'da ziyaret ettiğim kulüp, Anderlecht mahallesinde yer alıyor. Oradaki Belçikalı'lar ve yabancılarla da çok iyi uyum sağlamışlar. Grubun 80 civarında üyesi var ve aralarında Belçikalı'lar dahi var. Onlar da PAOK maçları için grupla deplasman yapıyorlar. Yeni  aldığım haberler ile Brüksel'de işlerin iyi gitmediğini ve Nikos'un gruptan ayrıldığını öğrendim. Nikos olmadan kulübün yaşamasının zor olduğunu çok iyi biliyorum. Orda dönen dolapların da gerçekten büyük bir utanç olduğuna son 2 aydır şahit oldum ve üzüldüm.

Yapılacak toplantı sonunda Gate 4 merkez desteğini çekebilir ve ismi de geri alabilir (ki gereken budur). Bu da Gate 4 Brüksel'in tarih olması anlamına gelir. Ki benim nazarımda Nikos'un ayrılmasıyla tarih olmuştur. O bayrak böyle sallanacağına hiç sallanmasın daha iyi.

Atkıya gelince... Bir tarafında Thyra 4 Bryxellon, diğer tarafında PAOK, Thriskeia, Trimokratia (PAOK, din, terörizm) yazmaktadır. Slogan, PAOK taraftarının kulübü nasıl görmesi gerektiğini ve maçlarda nasıl olması gerektiğini belirtiyor. Büyük ihtimalle sloganda yıllar önce olaylı bir maçtan sonra bir gazetenin attığı teröristler başlığının etkisi var. Ama Nikos'un verdiği cevap "nasıl olması gerektiğine dair bir gönderme" oldu. Yani onun kafasında fikir buymuş. Ama slogan zaten daha önceden var olan bir slogan. Bence çok başarılı bir atkı. Maalesef ki artık bu tarz atkıları Brüksel'den bekleyemeyeceğiz gibi görünüyor."

Atkılar ile ilgili birinci ağızdan bilgi alınca çok keyifli oluyor. Özgür'ün paylaştıkları ile sadece atkı değil, tribün hakkında da birkaç şey öğrendik, sağolsun.

Her 2 atkı da çift kat ve yün. Her ne kadar Özgür 35. yıl atkısını beğenmemiş olsa da, bana göre oldukça hoş bir atkı. Sade ve renkler yeter:) Brüksel de çok başarılı. Mevcut slogan ile yeri başka zaten.

En alt fotoğraftaki atkılar tek kat. Lisanslı değiller. Diğerleri o kadar güzel ki, bunlar için ne desem bilemedim:)

14 Mayıs 2012 Pazartesi

Rosenborg-Schalke Maç Hatırası ve Rosenborg Atkıları



Rosenborg'u sevebilirdim; geçmişte tatsız bir hikaye barındırmasaydı. Çocukluğumun en trajik maçlarından biri. Şu yaşa geldim, hala aklıma geldiğinde, düşündüğümde rahatsız oluyorum.

Deplasmanda alınan 3-0'lık mağlubiyet sonrası dezavantajlı skora rağmen, rövanş gününe kadar tek bir dakika bile olumsuz düşünmemiştim. Düşünmemişti kimse. Herkes çok emindi, geçecektik biz bu turu.

Maçın hemen başlarında Kuntz ile öne geçmiştik. O zamandan belli işte, Alman kumaşı uyuyor bize. Sonrasında yüklenmeye devam etmiştik. Johnsen'in vuruşunda içeriden çevirilen golümüzü, çizgiyi geçmediği gerekçesiyle vermemişti Fransız hakem. Akabinde Norveçliler golü bulmuş, bizi hüznün dibine itmişti. Sonrasında ne kadar abluka altına alsak da, arzuladığımız dakikalarda gol gelmemişti. Maçın sonlarına doğru Kuntz ve Şifo Mehmet ile golleri bulmuştuk; ama yetmemişti. Ayrıca skor 1-1 iken, ceza sahası içerisinde elle oynanan bir pozisyona da devam çalmıştı hakem. Şu an bile içimi yakıyor düşündükçe.

Bizim kuşağın en kahrolduğu maçların başında geliyor Rosenborg. Çocukluğumuzun derin izlerinden. Benim yaş grubumun büyük bir kısmı, uzunca bir dönem Avrupa maçlarında Rosenborg ile eşleşmek istedi. Hala gönlümüzün bir yerinde soğuk bir intikam saklı:)

FourFourTwo, geçtiğimiz ay Ronny Johnsen ile kısa bir röportaj yapmıştı. O maça dair şunları söylemiş: "İkinci yarıda benim bir vuruşumda top çizgiyi geçmişti; ama hakem golü vermedi. Topu çıkaran da çok yakın arkadaşım Eric Hoftun'du. Maçtan sonra yanıma gelip, gülerek "Dostum, top çizgiyi gerçekten de geçmişti; ama bunu hakeme söyleyemezdim" demişti. " Herif, bir de pişkin pişkin gülerek söylemiş bunu. Videoda da paso sırıtıyor zaten.


Atkıların 2.sıradaki hariç tamamı çift kat. İlk sıradaki klasik bar atkı. 2. sıradaki tek kat. 3. sıradaki atkı çift kat ve yün "Stolt Fortid Stor Fremtid" yazıyor. Gururlu geçmiş, harika gelecek gibi bir anlamı var. Sen, onu gel benim külahıma anlat diyorum ben de:) Alttaki atkı da 2007'de şampiyonlar liginde Schalke ile karşılaştıkları maçlara istinaden maç atkısı. İçerde 0-2, dışarıda 3-1 mağlup oldu bu maçlarda Rosenborg.

Kim koyarsa, koysun. Rosenborg'a koyandan Kartal razı olsun.

13 Mayıs 2012 Pazar

çArşı Marmaris, Çorum, Tirilye, Rize, Turgutlu Lise Bjk, Ada Kartalları Atkıları



Uzun zaman oldu. Atkılar çok birikti. Dile gelip, ayıp ediyorsun dediler. Beşiktaş ile vira diyelim yine.

Atkıların tamamı tek kat. çArşı Marmaris, sevgili Mehmet'in hediyesi. Tekrar teşekkür ederim. Artık bulunması çok zor; ama bir Marmarisspor atkısı için de hala bekleyişimiz sürüyor:)

Çorum ve Rize atkılarını oraların yetkili arkadaşları sayesinde edindim. Sağolsun çok yardımcı oldular, atkıları kısa sürede aldım.

Turgutlu, Tirilye ve Ada ise net üzerinden alışveriş sonrasında geldi.

Bu seferlik yazı kısa. Açılış böyle olsun, gelir devamı nasıl olsa. Video da Rizeli Kartallar'dan. Benim de çok sevdiğim Karmate'nin Nayino parçasına uyarlamışlar besteyi.

27 Şubat 2012 Pazartesi

Valencia-Ultras Yomus Atkıları

Koleksiyonda adet olarak az olan Valencia atkıları. Nedense elime pek geçmedi. Bulduklarım da genelde bol turunculuydu.

Valencia C.F. yazan atkı, klasik bir tek kat. Sponsor firmanın atkı üzerinde olması da garip.

Valencia, 13. yy’nin ilk yarısında Aragon Kralı James tarafından fethedilmiş. Fetihten sonra Aragon yasalarına göre de bağımsızlıkları verilmiş. Şehrin arması olan kalkan ve L harfinden oluşan taç da Kral James tarafından verilmiş. ( Şehrin arması ) 2 adet L harfinin olma sebebi de, şehrin krala 2 defa sadık kalması yüzündenmiş.

Valencia’nın armasında da yer alan yarasaların (Los Ches) hikayesi hakkında iki açıklama var. Bunlardan biri; yarasaların o bölgede oldukça fazla görüldüğü. Diğer hikaye ise; 9 Ekim 1238’de Kral James, şehre girdiğinde bayrağının üzerine bir yarasa konmuş. Ve kral, bunu iyi bir işaret olarak yorumlamış. O günden sonra yarasa sembol olmuş.

Diğer atkı, Valencia tribün grubu Ultras Yomus'a ait. Tek kat bu da.

Ultras Yomus, Valencia’nın en büyük taraftar grubu. 1983 yılında kurulmuş. Ama hikayeleri 70’li yıllara kadar uzanıyor. 82 İspanya Dünya Kupası’ndan sonra bir grup gencin kurduğu bir oluşum. Faşist bir yapıya sahipler. Katalanlar’a karşı duydukları nefreti dillendirmekte bir sakınca görmüyorlar. Tribünde de açtıkları bayraklar ile bu tavırlarını sergiliyorlar. Merkeziyetçi bir yapıdalarmış ve Real Madrid ile hoşbeş ilişkileri varmış. Kısacası evlat olsa, sevilmezler.


22 Şubat 2012 Çarşamba

Siena, Partizan, Torpedo Moskova ve Eintracht Frankfurt Atkıları


Kaç zamandır koymak için beklettiğim atkılarda sıra. Bu liste çok kalabalık. Umarım kısa sürede yayınlayabilirim.

4 farklı ülkeden atkılar. Siena, Partizan, Torpedo Moskova ve Eintracht Frankfurt.

Siena ve Partizan atkıları tek kat. Siena, klasik İtalyan tek kat atkısı. Bizdekilere göre daha ince bir yapıda. Partizan atkısı ise daha kalın. Bu atkının arka planında tribünlerin silueti var. Fotoğrafı yakınlaştırırsanız daha iyi fikir sahibi olabilirsiniz. Yakından çok daha güzel olduğunu ekleyelim. Frankfurt atkısı da sevgili Egemen'in hediyesi. Beni kırmayıp, Almanya'dan getirdi. Tekrar çok teşekkür ederim. Hastası olduğumuz kategoride. Kulübün lisanslı bar atkısı.

Ve son olarak: Bu başlığın başrol oyuncusu Torpedo Moskova atkısı. O da tek kat. Torpedo Moskova, 1930 senesinde kurulan bir kulüp. 2009'da maddi sıkıntılar yüzünden profesyonel lisanslarını alamamışlar ve bu yüzden amatör ligde mücadele ediyorlar. Bünyelerinde kocaman, hüzünlü bir hikaye mevcut yani.

Kuruldukları tarihten bu yana 6 defa isimleri değişmiş. Son hali Torpedo Moskova. 1930'dan 1936 yılına kadar çeşitli sanayi kuruluşlarının adıyla ve amblemleri ile mücadele etmişler. 1936'da Torpedo ismini almışlar. İlk amblem eski bir futbolcularının önerisi ile "T" harfi olmuş ve 1936'da kabul edilmiş.( Yeşil bir T harfi ve arka fonda da kırmızı yarış arabası ile sarı bisiklet dişlisinin olduğu bir fon ) Kırmızı yarış arabası fabrikayı, T de kulüp ismini simgeliyor. Torpedo da o dönemlerde hızlı bir yarış otosuymuş.

Sovyetler zamanında kulüp, toplumun mühim bir parçası olmuş ve o dönem bayrakları maviymiş. Siyah-Beyaz dışında uzunca bir dönem ikinci tercihleri mavi olmuş. Birçok müsabakaya siyah şort-beyaz forma ile çıkmışlar.

1996 senesine kadar kulüp logosu çeşitli hallere bürünmüş. 96'da da takımın sahibi değişmiş. Ve ismi de Torpedo Luzhniki olmuş. Arma da fotoğraftki atkıda bulunduğu şekle bürünmüş. 1998 senesinde kulüp, şu an ki ismini almış. Arma tekrar değişmiş. İlk armadaki dişliye torpido eklenmiş, T harfi muhafaza edilerek. Muhakkak örnekleri vardır; lakin bu kadar sık logo, isim değişikliğine giden kulübe ilk defa rastlıyorum. Takip etmekte zorlandım. Umarım karıştırmamışımdır.

Bu sefer video yok. Onun yerine tebessüm ettiren kareler var. Şeref Bey'e münferit gelen Torpedo taraftarları.




Bu fotoğrafın nerede çekildiğine dair bir fikrim yok. Tek bilgi Türkiye'de çekilmiş olduğu.

16 Şubat 2012 Perşembe

Paok-Gate 4 Atkıları





Bloga atkıları ekledikçe, günden güne değişti buraya dair aklımda fikir. İlk zamanlar atkı fotoğrafları ile birlikte 1-2 satırdı. Sonrasında bildiğimiz birkaç detay, okuduğumuz yeni bir bilgi ya da anıya dönüştü. Bu halinden de gayet mutluyum şu an için.

Şöyle bir baktım: Paok atkıları için pek bir şey yazmamışım. Paok'u severim ben. Kuruluşunda Beşiktaşlı Rumlar'ın olması da etkendir bunda. Bizim tribünün tamamı demeyelim ama ciddi bir kısmı da Paok'u seviyor. Onlardaki duruma hakim değilim. Fakat maçlarında sık sık Beşiktaş atkıları görmek mümkün.

İlk fotoğraftaki atkılar Paok'un en büyük ve ciddi tribün grubu Gate 4'e ait. Her ikisi de tek kat. İlk atkı daha önce elden çıkmıştı. Geri geldi, yanında bir başka tonda kardeşini de getirdi güzel de oldu. Gate 4, Partizan'ın Grobari grubu ile yakın ilişkiler içerisinde. Yunanistan'da da Ofi ile benzer bir yakınlıkları varmış, yeni öğrendim. 1976 senesinde kurulmuş bir oluşum. O yıllardan bu yana etkin güç diye adlandırabileceğimiz bir yapıya sahip.

Yakın tarihte Fb maçı için yaptıkları deplasmanda da tribünde sergiledikleri performansa şahit olduk. Etkileyici bir görüntü ortaya koydukları kesin. Tribünün tamamının organize şekilde hareket etmesi, deplasmanlara giderken belli bir yaş grubu ile yola çıkmaları takdir edilesi özellikler.

Diğer atkı, "işte atkı budur" kategorisinden. Benim en sevdiğim model olan "bar" atkı. Siyah-Beyaz çubuklu ve kulüp arması. Lisanslı ürün. Arma demişken Paok'unkinden söz edelim biraz. İstanbul'dan zorunlu şekilde göç eden Rumlar'ın kurduğu kulübün ilk arması dört yapraklı yonca ve at nalıymış. Paok'un her bir harfi yapraklar üzerindeymiş. 1929'da ise mevcut halini almış arma: Çift başlı kartal. Bizans İmparatorluğu'nun da simgesi olan bu armadan tek farkları, kartalların kanatlarının kapalı oluşudur. Zorunlu olarak yaptıkları göç için tuttukları yası simgeliyormuş.

Atkılar hakkında yazdıkça arma hikayeleri de ilgimi çekmeye başladı. Bundan sonraki atkılarda da bulabildiklerimi paylaşmaya dikkat edeceğim. Sizlerin de eklemek istedikleri olursa zevkle kabulümdür.









21 Ocak 2012 Cumartesi

Vitória de Guimarães ve Boavista Atkıları


Portekizgillerden iki atkı. Vitória de Guimarães ve Boavista.

Boavista atkısı tek kat. Vitoria ise koleksiyonun kalite bakımından en vasat atkılarından biri. Bildiğimiz düz, beyaz kumaşın yanlardan dikilip, atkı yapıldığını düşünün. Oldukça özensiz malzeme kullanılmış. Atkı üzerindeki görüntü, bu vasatlığı biraz sindirebilir hale getiriyor.

Vitória de Guimarães... Guimaraes, Portekiz'in doğum yeri olarak kabul edilen şehir. İlk Portekiz kralı da burada doğmuş. Kulübün arma ve renk hikayesi başka güzel. İlk armayı takım kaptanı Mario Cardoso çizmiş. Kral Afonso Henriques'in heykelinden esinlenilerek tasarlanmış. Siyah ve Beyaz renkler seçilerek, ırk ya da sosyal statü ayrımcılığı yapmadan herkes kulübe kabul edilmelidir demişler. Siyah Afrika ve Beyaz Avrupa.

Vitoria, çok farklı kesimlerden taraftar grubuna sahip. Renklerin hikayesini öğrenince buna şaşırmıyoruz elbette. İki tane taraftar grupları var Insane Guys ve White Angels. WA'nın sloganı: Somos únicos (benzersiziz)

Ve Boavista... Sembolleri panter olan kulübün başlangıçta renkleri sadece siyahmış. 1920'lerde şortu beyaz yaparak, ikinci rengi bünyelerine almışlar. Sonra bir ara kırmızı, beyaz, mavi çizgili bir forma yapmışlar. (O nasıl çirkin bir şeyse artık) Taraftarlar da bu durumdan hoşnut kalmamış ve değiştirmişler. (Ellerine sağlık) Daha sonra yöneticiler Fransa'ya gitmişler, orada Siyah-Beyaz kareli motifi kullanan bir takım dikkatlarini çekmiş. Ve onu uyarlamaya karar vermişler. İşin ilginci Fransa gezisinden daha önce Fransa renkleri kullanılmış, ziyaretten sonra Siyah-Beyaz:)) Aklın yolu bir elbette.

Boavista ve taraftar grupları ile ilgili detaylar aradım, ne yazık ki bulamadım. Bu başlığın gözdesi Guimaraaes oldu benim için.

Bir gün Portekiz'e gidersem, Guimaraaes maçı izlemek isterim. Renk hikayelerine hayran kaldım çünkü.