22 Şubat 2012 Çarşamba

Siena, Partizan, Torpedo Moskova ve Eintracht Frankfurt Atkıları


Kaç zamandır koymak için beklettiğim atkılarda sıra. Bu liste çok kalabalık. Umarım kısa sürede yayınlayabilirim.

4 farklı ülkeden atkılar. Siena, Partizan, Torpedo Moskova ve Eintracht Frankfurt.

Siena ve Partizan atkıları tek kat. Siena, klasik İtalyan tek kat atkısı. Bizdekilere göre daha ince bir yapıda. Partizan atkısı ise daha kalın. Bu atkının arka planında tribünlerin silueti var. Fotoğrafı yakınlaştırırsanız daha iyi fikir sahibi olabilirsiniz. Yakından çok daha güzel olduğunu ekleyelim. Frankfurt atkısı da sevgili Egemen'in hediyesi. Beni kırmayıp, Almanya'dan getirdi. Tekrar çok teşekkür ederim. Hastası olduğumuz kategoride. Kulübün lisanslı bar atkısı.

Ve son olarak: Bu başlığın başrol oyuncusu Torpedo Moskova atkısı. O da tek kat. Torpedo Moskova, 1930 senesinde kurulan bir kulüp. 2009'da maddi sıkıntılar yüzünden profesyonel lisanslarını alamamışlar ve bu yüzden amatör ligde mücadele ediyorlar. Bünyelerinde kocaman, hüzünlü bir hikaye mevcut yani.

Kuruldukları tarihten bu yana 6 defa isimleri değişmiş. Son hali Torpedo Moskova. 1930'dan 1936 yılına kadar çeşitli sanayi kuruluşlarının adıyla ve amblemleri ile mücadele etmişler. 1936'da Torpedo ismini almışlar. İlk amblem eski bir futbolcularının önerisi ile "T" harfi olmuş ve 1936'da kabul edilmiş.( Yeşil bir T harfi ve arka fonda da kırmızı yarış arabası ile sarı bisiklet dişlisinin olduğu bir fon ) Kırmızı yarış arabası fabrikayı, T de kulüp ismini simgeliyor. Torpedo da o dönemlerde hızlı bir yarış otosuymuş.

Sovyetler zamanında kulüp, toplumun mühim bir parçası olmuş ve o dönem bayrakları maviymiş. Siyah-Beyaz dışında uzunca bir dönem ikinci tercihleri mavi olmuş. Birçok müsabakaya siyah şort-beyaz forma ile çıkmışlar.

1996 senesine kadar kulüp logosu çeşitli hallere bürünmüş. 96'da da takımın sahibi değişmiş. Ve ismi de Torpedo Luzhniki olmuş. Arma da fotoğraftki atkıda bulunduğu şekle bürünmüş. 1998 senesinde kulüp, şu an ki ismini almış. Arma tekrar değişmiş. İlk armadaki dişliye torpido eklenmiş, T harfi muhafaza edilerek. Muhakkak örnekleri vardır; lakin bu kadar sık logo, isim değişikliğine giden kulübe ilk defa rastlıyorum. Takip etmekte zorlandım. Umarım karıştırmamışımdır.

Bu sefer video yok. Onun yerine tebessüm ettiren kareler var. Şeref Bey'e münferit gelen Torpedo taraftarları.




Bu fotoğrafın nerede çekildiğine dair bir fikrim yok. Tek bilgi Türkiye'de çekilmiş olduğu.

16 Şubat 2012 Perşembe

Paok-Gate 4 Atkıları





Bloga atkıları ekledikçe, günden güne değişti buraya dair aklımda fikir. İlk zamanlar atkı fotoğrafları ile birlikte 1-2 satırdı. Sonrasında bildiğimiz birkaç detay, okuduğumuz yeni bir bilgi ya da anıya dönüştü. Bu halinden de gayet mutluyum şu an için.

Şöyle bir baktım: Paok atkıları için pek bir şey yazmamışım. Paok'u severim ben. Kuruluşunda Beşiktaşlı Rumlar'ın olması da etkendir bunda. Bizim tribünün tamamı demeyelim ama ciddi bir kısmı da Paok'u seviyor. Onlardaki duruma hakim değilim. Fakat maçlarında sık sık Beşiktaş atkıları görmek mümkün.

İlk fotoğraftaki atkılar Paok'un en büyük ve ciddi tribün grubu Gate 4'e ait. Her ikisi de tek kat. İlk atkı daha önce elden çıkmıştı. Geri geldi, yanında bir başka tonda kardeşini de getirdi güzel de oldu. Gate 4, Partizan'ın Grobari grubu ile yakın ilişkiler içerisinde. Yunanistan'da da Ofi ile benzer bir yakınlıkları varmış, yeni öğrendim. 1976 senesinde kurulmuş bir oluşum. O yıllardan bu yana etkin güç diye adlandırabileceğimiz bir yapıya sahip.

Yakın tarihte Fb maçı için yaptıkları deplasmanda da tribünde sergiledikleri performansa şahit olduk. Etkileyici bir görüntü ortaya koydukları kesin. Tribünün tamamının organize şekilde hareket etmesi, deplasmanlara giderken belli bir yaş grubu ile yola çıkmaları takdir edilesi özellikler.

Diğer atkı, "işte atkı budur" kategorisinden. Benim en sevdiğim model olan "bar" atkı. Siyah-Beyaz çubuklu ve kulüp arması. Lisanslı ürün. Arma demişken Paok'unkinden söz edelim biraz. İstanbul'dan zorunlu şekilde göç eden Rumlar'ın kurduğu kulübün ilk arması dört yapraklı yonca ve at nalıymış. Paok'un her bir harfi yapraklar üzerindeymiş. 1929'da ise mevcut halini almış arma: Çift başlı kartal. Bizans İmparatorluğu'nun da simgesi olan bu armadan tek farkları, kartalların kanatlarının kapalı oluşudur. Zorunlu olarak yaptıkları göç için tuttukları yası simgeliyormuş.

Atkılar hakkında yazdıkça arma hikayeleri de ilgimi çekmeye başladı. Bundan sonraki atkılarda da bulabildiklerimi paylaşmaya dikkat edeceğim. Sizlerin de eklemek istedikleri olursa zevkle kabulümdür.









21 Ocak 2012 Cumartesi

Vitória de Guimarães ve Boavista Atkıları


Portekizgillerden iki atkı. Vitória de Guimarães ve Boavista.

Boavista atkısı tek kat. Vitoria ise koleksiyonun kalite bakımından en vasat atkılarından biri. Bildiğimiz düz, beyaz kumaşın yanlardan dikilip, atkı yapıldığını düşünün. Oldukça özensiz malzeme kullanılmış. Atkı üzerindeki görüntü, bu vasatlığı biraz sindirebilir hale getiriyor.

Vitória de Guimarães... Guimaraes, Portekiz'in doğum yeri olarak kabul edilen şehir. İlk Portekiz kralı da burada doğmuş. Kulübün arma ve renk hikayesi başka güzel. İlk armayı takım kaptanı Mario Cardoso çizmiş. Kral Afonso Henriques'in heykelinden esinlenilerek tasarlanmış. Siyah ve Beyaz renkler seçilerek, ırk ya da sosyal statü ayrımcılığı yapmadan herkes kulübe kabul edilmelidir demişler. Siyah Afrika ve Beyaz Avrupa.

Vitoria, çok farklı kesimlerden taraftar grubuna sahip. Renklerin hikayesini öğrenince buna şaşırmıyoruz elbette. İki tane taraftar grupları var Insane Guys ve White Angels. WA'nın sloganı: Somos únicos (benzersiziz)

Ve Boavista... Sembolleri panter olan kulübün başlangıçta renkleri sadece siyahmış. 1920'lerde şortu beyaz yaparak, ikinci rengi bünyelerine almışlar. Sonra bir ara kırmızı, beyaz, mavi çizgili bir forma yapmışlar. (O nasıl çirkin bir şeyse artık) Taraftarlar da bu durumdan hoşnut kalmamış ve değiştirmişler. (Ellerine sağlık) Daha sonra yöneticiler Fransa'ya gitmişler, orada Siyah-Beyaz kareli motifi kullanan bir takım dikkatlarini çekmiş. Ve onu uyarlamaya karar vermişler. İşin ilginci Fransa gezisinden daha önce Fransa renkleri kullanılmış, ziyaretten sonra Siyah-Beyaz:)) Aklın yolu bir elbette.

Boavista ve taraftar grupları ile ilgili detaylar aradım, ne yazık ki bulamadım. Bu başlığın gözdesi Guimaraaes oldu benim için.

Bir gün Portekiz'e gidersem, Guimaraaes maçı izlemek isterim. Renk hikayelerine hayran kaldım çünkü.



11 Ocak 2012 Çarşamba

Drughi, Area Bianconera, Viking ve İrriducibili Atkıları




Daha önce Juventus tribün grupları hakkında birkaç kelam etmiştim şurada. Öyle büyük, kimsenin bilmediği şeyler değil elbette. Lakin konuyla ilgilenenler için de hoş detaylar, en azından benim için.

Juventus grup atkılarını da bir başka seviyorum. Çok özenliler, bugüne kadar beğenmediğim olmadı içlerinde. Çok şık ve tribün grubuna yakışık şekilde atkılar.

Atkıların 3’ü tek kat, biri çift kat yün.

Area Bianconera atkısı tek kat. Kuruluşlarında yer alan pembe rengini atkıda da kullanmışlar. Grup, 80’li yılların başlarında kurulan üç gruptan bir tanesi. (Gioventù Bianconera, Area Bianconera, Indians)

Drughi atkısı tek kat. Harika logoları atkının her iki yanında. Altta da küçük puntolarla “ Le Leggenda Del Calcio Siamo Noi ” (Futbol efsanesiyiz) yazıyor.

Drughi’nin hikayesi muazzam. Meraklısı ön bilgi için ilk yazıya bakabilir. 1988 – 1996 yılları arasında yaklaşık 10 bin üyeye sahiplermiş. 1993’de Drughi’nin bazı üyeleri ve Fighters’ın eski üyeleri yeni bir grup kurma kararı almışlar ve 4 yıl boyunca tribünde etkin olabilmek için Drughi ile çatışmışlar. Sonrasında Drughi, Fighters’ın pankartının asılmasına razı gelmiş. 1997 senesinde de diğer gruplarla birlikte Black and White Fighters Gruppo Storico 1977 adı altında toplanmaya karar vermişler.

Irriducibili atkısı çit kat ve yün. Curva Nord ibaresi var üstünde. Ayrıca Curva Pericolosa (tehlikeli tribün) yazıyor. Arkasında da La Juve Siamo Noi (Biz Juveyiz) yazısı var. 1990 yılında Torino’nun semti Vallette’nin oluşturduğu bir grup var. Irriducibili Vallette. Curva Nord’da konuşlanıyorlar. Başlangıçta iyi şekilde organize olmuşlar ve 98 senesinde Curva Nord liderliğini Viking’ten almışlar. Fakat sonrasında birçok sorun yaşayan Irriducibili, varlığını bu derece güçlü sürdürememiş.

Viking atkısı tek kat. Sadece grup adı yazıyor üstünde. Viking, Nucleo Armato Bianconero ile birlikte 80’lerin başında kurulan gerçek 2 ultras grubundan biri. Stat içinde ve dışında yaptıkları ile herkes tarafından saygı görüyorlar ve Juventus grupları içerisinde gerçek holiganlar olarak adlandırılıyorlar. Bunun sebebi de diğer takım taraftarları ile karşı karşıya gelmekten çekinmiyor oluşları. Mazileri eskiye dayanıyor ve isimlerinin bir ağırlığı var. Milan’ın en ünlü taraftar grubu FDL’nin kendilerini feshetmelerine sebep olan ekip de Vikingler ayrıca.

Bu atkılara kardeş geldi. Ancak henüz fotoğraflarını çekmediğim için ekleyemiyorum. Onlar da kısa süre içerisinde yayınlanacaklar.


Birkaç tane de ilgili video:





19 Aralık 2011 Pazartesi

Rapid Wien - Beşiktaş Maç Atkısı (30/09/2010)


Beşiktaş maç atkılarından aynen devam. Maç atkılarını aynı anda yayınlamaktansa, böyle tek tek yayınlamayı tercih ediyorum. Bu atkıları ayrı seviyorum. Ve son dönemde bulmaktan ümidi kestiğim birçok atkıyı elde ettim. (Maç atkıları ile ilgili) İlk elime geçtikleri dönem, sürekli yerlerinden çıkarıp, baktım:)

Geçen senenin atkılarından bu sefer ki. Deplasmandaki Rapid Wien maçı. Atkı tek kat, dokuması gayet güzel. Stat ve maç tarihi üzerinde. Aynı atkının yazlık olanından vardı, şimdi tek katı da eklendi.

Bir de biz alışkanlık edinsek şu atkılardan çıkarmayı çok güzel olacak. Yuvada, özensiz yapılmış o kadar çok ürün var ki. Onları görünce bu atkılardan yapılmamasını anlayamıyorum. Binlerce basılsın diye bir kural da yok. O maç öncesinde satmak için belli adetlerde yapılabilir. Birçok kulüp, sonrasında maç atkılarını kendi resmi satış sitelerinden satmaya devam ediyor. Şeref Bey'de birçok güzel maça imza attık. Gel gelelim, anısı için bir atkı yok. Bu konuda şikayetlerim bitmez.

Atkı yakın tarih olunca, o maça dair görüntüler hala taze zihinlerde de. Bizim için bahar dönemiydi. Guti ve Q7'li kadro, başımızda Dayı Schuster. Mağlup duruma düşmemize rağmen elde edilen galibiyet. Rakibimizi golünü de şu an bizde oynayan Veli Kavlak atmıştı. Bu maçta aşırı sert oyunuyla Yasin Pehlivan'ı kara listeme almıştım. Velhasıl güzeldi...



Golden sonra atkı şov

15 Aralık 2011 Perşembe

Stoke City - Beşiktaş Maç Atkısı




Dün akşamdan sonra tabiki de bu atkı eklenir.

Bir alttaki yazıda Manchester atkısından bahsederken, Emre'den söz etmiştim. Sana bir sürpriz yapacağım demişti. Ve hiç beklemediğim anda hakikaten büyük bir sürpriz yaptı. Sormuştu bana Stoke atkın var mı diye. Ben de Ebay'de başıma gelenden söz etmiştim. Onu yazının devamında anlatacağım. Emre de atkıdan kendisinde olduğunu, bir arkadaşına söz verdiğini ve ama bana yollayacağını söyledi. Ben de arkadaşın kulaklarımı çınlatmasın, atkıyı arkadaşına yolla demiştim.

Bir süre sonra kargonuz var diye arandım, haberim de yoktu hiç. Kimden acaba derken yola koyuldum. Emre'nin soyadını bilmiyordum. Twitter hesabında yazıyor ama aklımda kalmamış açıkcası. Kim bu, ne var bunun içinde diye düşünürken, paketi açmamla yaşadığım şoku ve mutluluğu tarif etmem zor.

Stoke City'nin ambleminin olduğu bir poşet içerisinde Stoke City - Beşiktaş maç atkısı. Elim, ayağıma karıştı, çok şaşırdım. Bana attığı mesajdan anladığım kadarıyla arkadaşına da başka bir atkı yollamış. Bu da içimi rahatlattı.

Emre'ye bir kez de buradan teşekkür ediyorum. Hiç yüzyüze gelmemişken, sohbetimiz sadece net ortamında iken yaptığı bu jesti unutmam mümkün değil. Ada Kartalı'na anlattığımda durumu güzel özetledi aslında: "Beşiktaşlı işte!"

Atkı, bir önceki maç atkısının aynısı. İngilizler, taviz vermiyor arkadaş:)

Diğer atkı ise benim hatam aslında. Maç atkısı diye aldım, İngiliz'in korsanına denk geldim:) Gerçi şikayetim yok. Kalite olarak oldukça iyi. O da bir başka model olarak kalacak koleksiyonda.

Bu başlığa eklenecek videonun başka bir şey olmasına imkan yok (Görüntü ters, idare ediverin, bulamadım başka:)


12 Aralık 2011 Pazartesi

Beşiktaş - Manchester United Maç Atkısı




Nihayet, nihayet, nihayet!

Koleksiyonda bulunması daha zor olan atkılar varken, nedense bu atkıya kafayı takmıştım. Bugüne kadar hiçbir atkı için "benim olmalı" hırsına bürünmedim. Ve bu sayede oldukça güzel atkılar edindim. Bir tek bu atkıya kafayı takmıştım. Her hangi bir özel sebebi yok. Maç atkılarını seviyor olmam ve bunun bir İngiliz atkısı olması etken tabi.

Çok uzun süre aradım, bir türlü karşıma çıkmadı. Ada Kartalı, araştırdı, sordurdu defalarca sonuç alamadı. Heralde bulamayacağız derken, twitter aracılığı ile sohbet ettiğim Emre, "bende var, yollarım sana" dedi. Bu dialogu yaşadığımızda mevsim yazdı:) Haliyle kışlıkların arasından bulması gerekiyordu. Gel zaman, git zaman derken bir süre önce Ebay'de atkının satışa çıkarıldığını gördüm. Açık arttırma usulü ile satışa konulmuştu. Hemen takibe aldım. Ada Kartalı ve Kıvanç haberdar edildi. Olası bir unutma ihtimaline karşı hatırlatmaları için.

Atkının satışının sonlanacağı güne gelindiğinde çok heyecanlıydım. Benden başka kim ister ki diyordum. Açık arttırmanın bitmesine 1 dakika kala teklifi verdim. Meğer benim gibi pusuda biri daha bekliyormuş. Karşılıklı tekliflerle bitirdik dakikayı. Kafamda vereceğim miktarın üstüne çıkmama rağmen kaybettim. Son saniyede diğer kişi aldı atkıyı. İnanılmaz üzüldüğümü söylemeliyim:) Şansıma methiyeler düzerken, atkının satış fotosu dikkatimi çekti bir anda. O ana kadar heyecandan farketmemişim. Fotoğrafta 2 atkı vardı. Hemen satıcıya mesaj attım. "Elinizde 1 adet daha varsa almak istiyorum." diye. Olumlu yanıt verince, devreye Ada Kartalı girdi ve işi bitirdi. Tam anlamıyla bir mutlu son oldu.

Emre'ye de haber verdim, atkıyı bulduğuma dair. O da mahcup oldu, yollayamadığı için. Hiç sorun değildi benim için. İlgisi ve samimiyeti yeterliydi çünkü. Bazen yaşamlarımızda öyle şeyler oluyor, öyle bir tempo ile yaşıyoruz ki unutuyoruz kimi şeyleri. Emre de sonrasında bambaşka bir güzellik yaptı. Onun da ne olduğu bir sonraki yazıda.

Atkıdan söz etmek gerekirse, klasik çift kat, yün atkı. Manchester United, maç atkıları konusunda taviz vermiyor. Hep benzer şekilde çıkarıyor. Bu da takdir ettiğim bir detay. Atkının bir tarafında kulüp isimleri, bir tarafında stat isimleri ve maç tarihleri yazıyor. Hayal ediyorum da keşke Şeref Bey yazabilseydi orada.

İçerde, onlar bizi 1-0 yendi, dışarıda biz. İçerdeki mağlubiyeti de hiç haketmemiştik açıkcası. Ferdinand ve Sir Ferguson'un övgü dolu sözleri tesellisi oldu.

İlk video içerdeki maçtan:



İkinci video ve tabiki de Tello... Bu videoda görülmüyor; ancak topun filelerle buluştuğu anın 19:03 olması da başka bir güzellikti.